Edebiyat Felsefe Mitoloji Sosyoloji Sözlük Ekitap. Buraya Tıklayarak Sözceleme sizde katılabilirsiniz. Anlayan ve anlatmak isteyen, düsünen ve düsündürmek isteyen, öğrenen ve öğretmek isteyen herkesi sözceleme üye olmaya bekliyoruz... Çünkü bilgi paylasmayla başlar..  
 Kullanıcı:  Şifre:
 
 

  Lütfen Üye Olunuz.  Misafir : 3 - Üye : 0 - Online Üyeler :                               DUYURU : Server'larımızda yaşadığımız teknik bir arıza nedeniyle sitemiz uzunca bir süre kapalı kaldı. Bu durumdan dolayı sitemize ulaşamayan tüm üye ve ziyaretçilerimize gösterdikleri anlayış için teşekkür ederiz. Sözcelem Site Yönetimi.

 

 

SÖZCELEM :: Başlığı Görüntüle - Devletin ahlâkı yoktur; ya başbakanın, ?
 
Devletin ahlâkı yoktur; ya başbakanın, ?

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    SÖZCELEM Forum Ana Sayfası -> GÜNCEL
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
mefi
Forum Yönetici
Forum Yönetici


Kayıt: Aug 01, 2006
Mesajlar: 564

Nereden: Ankara

MesajTarih: Prş Tem 03, 2008 3:45    Mesaj konusu: Devletin ahlâkı yoktur; ya başbakanın, ? Alıntıyla Cevap Ver

Devletin ahlâkı yoktur; ya başbakanın, …?

Atalay GİRGİN*

İsmet Berkan’ın, 27 Mayıs tarihli Radikal’de, “Ahlâkın kökeni din midir?” başlıklı bir yazısı yayımlandı. Yazının daha ilk satırında, başlıktaki soruyu, “Hayır, değildir” diye yanıtlıyordu Berkan. 24 Haziran tarihli Radikal’de ise, “Ahlâkın kaynağı” başlıklı yazısıyla, Türker Alkan değindi aynı konuya. Ben ise, başlıktan da anlaşılabileceği gibi, sorgulayıcı ve eleştirel düşünmeyi tetikleyebilmek için biraz daha farklı bir açıdan ve farklı bir kurguyla yaklaşmak istedim konuya.

Ahlâkın kökeninin, kaynağının din olup olmaması bağlamında başlığı şöyle yazmam mümkündü : Dinin ahlâkı yoktur; ya peygamberin, …? Ardı sıra da halifeden papaya, hahama, şeyhülislama, mezhep ve tarikat şeyhinden diyanet işleri başkanına, cami imamından kilise rahibine ve Fethullah Gülen’e dek, ilânihâye herkese yer verilebilirdi.

Keza, başlık için de geçerli bu. Yani “Devletin ahlâkı yoktur; ya başbakanın, …?” sorusunun kapsamında, padişahtan krala, beyden ağaya, kadıdan kaymakama, cumhurbaşkanından bakana ve genelkurmay başkanına, validen emniyet müdürüne, belediye başkanından öğretmene dek herkes yer alır.

Kurumların ve ideolojilerin ahlâkı yoktur

Bu yazının başlığı ile ikinci olası başlığın, birinci bölümünde yer verilen devlet ve din, birer kurumdur. İkisinin de kaynağı ve varlık koşulu toplumdur. Adem ve Havva hikayesini bir yana bırakırsak; ikisi de insanlığın gelişiminin belli bir evresinden sonra varlık kazanmaya başlamıştır. Ve giderek varlık koşullarını buldukları toplumdan bağımsızlaşarak, onlar üzerinde, asıl olarak da toplumun tabî olan ezilen sömürülen kesimleri üzerinde egemen birer güce dönüşmüşlerdir. Tarih boyunca bu iki kurum, kısmî çekişme ve çatışma dönemleri dışında, birbirlerinden beslenmişler, iç içe kolkola yaşamışlardır.

Devlet; egemen olanın, varolanı, mevcut sınıfsal güç dengeleri temelinde korumak, sürekli kılmak ve geliştirmek için, tabî olanlar ve tebaası kıldıkları üzerinde gerektiğinde zor kullanan, cezalandıran, şiddet uygulayan tahakküm aracıdır. Din ise, kendi kutsal varlık ya da varlıklarından hareketle, dogmatik önermeleri içeren kutsal metinleri ve inanma biçim ve araçları temelinde insanların düşünüş, söyleyiş ve eyleyişlerini belirlemeye, yönlendirmeye çalışan ideolojik bir kurumdur. Din bu nitelikleriyle, toplumun kendi inananları üzerinde, devletin olağan koşullardaki uygulamalarının meşru görülmesini sağlayan en önemli ideolojik kurumlardan, araçlardan biridir. Örneğin Konfüçyus’a göre, “ruhların en üstünü olan gökyüzü, yalnızca imparatorun şükran ve dualarını kabul eder”. Bu durumda “en üstün ruh”un lütfuna mazhar olmak isteyen insanın yapması gereken nedir? Yanıtı belli sorunun…

Devlet ve din ahlâki eylemde bulunamaz

Ancak ne kurumlar, ne makamlar ne de ideolojiler ahlâki eylemde bulunur. Bu anlamda, tarihsel ve güncel, hiçbir devletin ve hiçbir dinin ahlâkı yoktur. Yani bir kurum olarak devlet de din de ahlâksızdır. Tıpkı; milliyetçilik, liberalizm, Marksizm, nasyonal-sosyalizm, Kemalizm, pan-Türkizm, pan İslamizm, vb. gibi… Bundan dolayı, devlet ve din gibi, ideolojilerin tümü de olumlu ya da olumsuz anlamda tüm ahlâki değerlendirmelerden ve ahlâki yargılardan arîdir. Çünkü bunlar, ne ahlâki karar alır ne ahlâki eylemde bulunur; yalnızca hüküm kurar; zamanın ve mekanın kısacası varlığın hep dününde kalmış olana ilişkin kurulmuş hükümler ve kurallar vaaz eder. Ya da gerçekliğe rağmen, onu dikkate almayan, her daim varlığın dününde kalmış olanlardan hareketle, koşullar ne olursa olsun, geniş zaman kipindeki önermelerin genelliği ardından, olması gerekene dair hükümler bildirir.

Bu hükümler ve kurallar ise, ister tek tek isterse bütünüyle, yani dizgesel olarak ele alınsın, bir ahlak değildir. En iyi ihtimalle, yaşayan ve eyleyen bir insanın, bu hüküm ve kuralları benimsemesi koşuluyla, kendisinin ya da bir başkasının eylemini ahlâki açıdan değerlendirmesinde, nitelemesinde; olumlu ya da olumsuz anlamda değer biçmesi ya da değer atfetmesinde bir algılama, anlamlandırma dayanağı olabilir yalnızca.

Ahlaki eylem ise, şu diye gösterilebilen, zamanın ve mekanın belli bir yerinde ve anında, karşılaştığı bir durum karşısında, bir şeyi yapmayı ya da yapmayı, bir sözü söylemeyi ya da söylememeyi seçen insan için olanaklıdır. En kısa haliyle “İyi ve kötü üzerine bir bilinç” olarak tanımlanabilen ahlak, toplumsal bir varlık olarak, bu bilinçle eyleyen ve dolayısıyla akli melekeleri de yerinde olan insan için geçerlidir. Birey olarak insan, herhangi bir dine mensup olmakla değil, toplumsal bir varlık olmakla edinir ahlâkı. Çünkü, ahlâkın kaynağı da kökeni de toplumdur; toplumsal ilişki ve ilişki biçimleridir. Keza devletin ve dinin de…

Ahlâksız insan yoktur

Toplum söz konusu edildiğinde ise, ahlâksız toplum yoktur. Ancak, aynı toplum içinde bile bir tek ahlâktan söz edilemez. Toplumu ve içerisinde yaşayan insanları, hangi kutsallık cenderesinin içerisine alırsanız alın, ekonomik, sosyal, siyasal, sınıfsal çıkar çatışmaları ve insanın insanı sömürüsünün devam ettiği koşullarda, çok farklı ahlâkların ve aynı eylemlere verilen taban tabana zıt değerlerin varlığı ortadan kaldırılamaz. Bunu ne devlet başarabilir ne de din. Tarih boyunca başaramadıkları gibi günümüzde de başaramazlar. Çünkü bunun ekonomik, sosyal, siyasal, sınıfsal, hatta tarihsel-kültürel anlamda toplumsal nedenleri ve varlık koşulları vardır. Tıpkı dinin ve devletin olduğu gibi…

Öte yandan, ahlâksız toplum olmadığı gibi, ahlâksız insan da yoktur. Çünkü insan, toplumsal bir varlık oluşuyla ahlâkı ve ahlâki değerleri edinmeye, “iyi ve kötü üzerine bir bilinç” sahibi olmaya başlar. Bu anlamda her insan ahlâk sahibidir ve ahlâki eylemde bulunur. Buradan hareketle, hem yazının başlığında hem de olası başlıkta yer alan soru boyutunun özneleri değişse de soruya verilecek yanıt değişmez : Sorunun açılımı içinde yer alan sıfatlara sahip herkesin, toplumsal bir varlık olarak insan olmak hasebiyle, akli melekeleri yerinde olan her insan gibi, ahlâkı vardır. Onlar da her insan gibi ahlâki eylemde bulunur.

Sözün özü : İnsanlar ister sevinsin, ister üzülsün, isterse öfkelensinler; çünkü ne kadar ararlarsa arasınlar ahlâklı bir devlet de ahlâksız bir başbakan da bulamazlar. Tıpkı; ahlâksız bir fahişe, ahlâksız bir pezevenk, ahlâksız bir işkenceci, ahlâksız bir dolandırıcı, vb. bulamayacakları gibi… Keza ahlâklı bir din, ahlâksız bir peygamber de bulamazlar. Tıpkı; ahlâksız bir tefeci, ahlâksız bir din taciri, ahlâksız bir uyuşturucu satıcısı bulamayacakları gibi…

Yoksa siz aksini mi düşünüyorsunuz? Neden?

• * Felsefe Öğretmeni; http://atalaygirgin.blogspot.com
_________________
"Yalnızlığım ,insanlar geveze hatalarımı övüp sessiz erdemlerimi ayıpladığında başladı."


En son mefi tarafından Sal Tem 15, 2008 5:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et Yahoo Messenger MSN Messenger
guleratas
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Dec 09, 2006
Mesajlar: 8


MesajTarih: Cum Tem 04, 2008 10:00    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ASLA BAŞKA DÜŞÜNMÜYORUM. O YÜZDEN NEDENLER SIRALAMAM BU KADAR DOĞRU TERCÜMANLIK YAPMIŞ BİR YAZIYA..
TEŞEKKÜRLER ....
_________________
SEVMEK TEMİZLER İNSANI AMA İ-N-S-A-N-I
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    SÖZCELEM Forum Ana Sayfası -> GÜNCEL Tüm saatler GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group
Türkçe Çeviri: Onur Turgay & Erdem Çorapçıoğlu & Selim Şumlu
Essence Theme Pack by Kenetix, Kenetix.Net
 Site Menü

Sözcelem Felsefe Edebiyat

Sözcelem Felsefe Edebiyat Dergisi

Sözcelem Müzik

 ANASAYFA

 DERGİ

 MÜZİK

EDEBİYAT
FELSEFE
KÖŞE YAZARLARI
SÖZLÜK
E. MAKALELER
BLOG
KARANLIK ODA
KİTAPLIK
SÖZCELEM RADYO
ÜYELİK
İSTATİSTİKLER
SİTE HARİTASI
SİTEMİZİ ÖNERİN
EDEBİYAT-YAZI GÖNDER
BLOGUNA YAZI EKLE
FELSEFE-YAZI GÖNDER
TERİM EKLE
KİTAP TANITIMI EKLE

 Felsefe Notları
 Tüm Kategoriler
 BİRİKİM
 FELSEFE NOTLARI
 FELSEFEYE GİRİŞ
 FELSEFİ AKIMLAR
 FİLOZOFLAR
 HEGEL
 MARX
 OKUMA ODASI
 ORTAÇAĞDA FELSEFE
 PLATON
 PSİKOLOJİ
 TARİHSEL BELLEK
 YILMAZ ÖNER

 MAKALELER

NE NEDİR


 DENEME
 DENEME NEDİR

 ÖYKÜ
 ÖYKÜ

 DESTAN
 DESTAN NEDİR

 EDEBİYAT AKIMLARI
 KLASİZM NEDİR.
 GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
 NATURALİZM
 GERÇEKÇİLİK
 FÜTÜRİZM
 VAROLUŞÇULUK
 SİMGECİLİK


EDEBİYAT YAZILARI


 ROMAN
 ROMAN ÜZERİNE

 ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
 ELEŞTİRİ YAZILARI
 MODERNİZM-POSTMODERNİZM
 EDEBİYAT ve HAYAT
 MÜNEKKİT ( ELEŞTİRMEN) – AHMET HAŞİM

 ÖYKÜ
 ÖYKÜCÜLERİMİZ
 ÖYKÜNÜN YÜZYILI
 ÖYKÜ YAZMA TEKNİKLERİ

 ŞİİR
 Türk Şiirinin Tarihçesi


SOSYOLOJİ NOTLARI


 SOSYOLOJİK DÜŞÜNCE
  TOPLUM FELSEFESİNDEN SOSYOLOJİK DÜŞÜNCEYE
 EDEBİYAT ve SOSYOLOJİ




MAKALELER

 Son Yorumlanan Yazılar
Şu an bu bloğun içeriği yok.

 
Toplam E-Kitap: 56
Toplam Kategori: 7
Toplam İndirme: 3015

Yeni E-Kitap
· 1: Suç ve Ceza cilt-2
[Hit: 27]

· 2: Suç ve Ceza cilt-1
[Hit: 30]

· 3: DİRİLİŞ
[Hit: 29]

· 4: Değişim, Franz KAFKA
[Hit: 45]

· 5: Tırpan, Fakir BAYKURT
[Hit: 23]

· 6: Karın Altı Kardelen
[Hit: 36]

· 7: PAZARTESİ ÖYKÜLERİ
[Hit: 101]

· 8: değirmenden mektuplar
[Hit: 28]

· 9: JACK
[Hit: 29]

· 10: Gotha- Karl MARX
[Hit: 62]


Popüler E-Kitap
· 1: Pis Morugun Notları
[Hit: 403]

· 2: Felsefenin Baslangic ilkeleri
[Hit: 129]

· 3: DUVAR
[Hit: 116]

· 4: Arthur Schopenhauer
[Hit: 107]

· 5: Ömer HAYYAM
[Hit: 105]

· 6: Estatik, Betimleme, Din
[Hit: 104]

· 7: Kapital
[Hit: 102]

· 8: PAZARTESİ ÖYKÜLERİ
[Hit: 101]

· 9: Nietzsche-DECCAL
[Hit: 95]

· 10: Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm
[Hit: 89]


   ANASAYFA EDEBİYAT FELSEFE ÜYE BLOG KARANLIK ODA İLETİŞİM

sözcelem©, 2006-2007 Site Yöneticisi : Mehmet İSTİF
KreatifAjans

Sözcelem'de yayınlanan bütün yazılar yazarlarına aittir.
Daha fazla bilgi için üyelik sözleşmesini okuyunuz