|
 |
|
 |
| |
|
Deneme: Düslerin Deniz Kokusu-2
|
|
|
 |
|
mefi yazdı: "Olmayan Yolun Güncesi.
Uzat elini adam…Tutuyorum gözlerinden.
Olmayan Yolun Güncesi.
Hissetmek yılların yorgun anıları ve yıpran bir yürekten geçer mi? Gerçek olmayan düşlere uyarlandı yaşanmışlıklarım, düşlerimde sunabilirim sana kendimi. Nasıl yaşanır gerçeklik. Bir yanılsama sandığım hayatımı nasıl sunayım sana. Zihnimin dolambaçlarında kayboldum, bir uçurum bekler orada beni… Düşüyorum deniz kokan tut elimden. İri iri terler dolanır anlımda, korkumdandır yaşama. Gözlerim dolar, bakamam yarına… Düşeceğim tut gözlerimden. Sen! Feryat eden adam. Ne söylemeye nereye gitmeye çalışıyorsun. Buradayım işte… Düşlerinin orta yerinde. Deniz kokuları getirdim sana. Bunca denge neyine yetmiyor adam! bunca ölüm bunca yaşam varken… Beton kentlerimiz yok burada, maskelerimiz yok, yoğunluğuna içindeyiz yaşamın. Şafağında yürüyelim gecenin, bırak düşsün gözlerin yüreğime. Uzat elini adam… Tutuyorum gözlerinden. İşte ordasın portakal ağaçları arasında süzülen bir martı gibi oradan oraya heyecanla dolaşıyorsun. Yaşanmışlıkların ağırlığı nasılda yormuş seni, hüzünlü gözlerinde geçmişi saklıyorsun. Ama gelecekten bakıyorsun deniz kokan. Anlamıyorum ilk önceleri bunu nasıl yaptığını. Örseleyen bir geçmişi nasıl öteliyorsun, benliğinde bu kadar yara kabuk bağlamışken. İşte buradayım yorgun adam. Geleceğim ile geldim bu düşe. Örseleyen geçmiş değil kabuk bağlatan. Nasıl reddedilir ki yaşanılan. Geçmiş değil adam, gelecek günlerin güncesiyim. Beraber yazılan bir defter sayfası, umutla işlenen bir düşün ilk harfleri olabilirdim sadece. Ve işte buradayım, ne geçmiş korkusu, ne gelecek kaygısı ne de zaman içindeyim. Yorgun adam varsın dursun yaşam… sonrası birlikte yürüyelim. Zaman an’sızlığın katili ve tek şahidi. Zamana ayak uydurduğumuz günden bu yana hep yarını yaşar olduk ve unuttuk nefes almayı. Zamanın kavramlar yaratmasına izin verdik deniz kokan, izin verdik zihnimizi esir almasına. Ve şimdi kaybolduk onun içinde, ne yüzümüzde taşıdığımız kimliklerimiz, ne de zihnimizde beslediğimiz duygularımız hafifletir acımızı. Zamanın öldürmesine izin verdiğimiz an’lara ağlayalım ve dursun yaşam… sonrası birlikte yürüyelim deniz kokan. Karanlık, yok eden, hiç eden anlamsız bir karanlık. Düşlerime çöktü birden. Gitti portakal ağaçlarım, balıklarla dolu denizim kaçtı benden. Bu karanlık, zihinleri kör edici zamana hapsediyor insanı. Oysa böyle olmamalıydı düşüm. Şimdi tek bir işaret yok… Çöl ruhunda bir yalnızlık sardı etrafımı. Orada mısın? deniz kokan Her yer gri bir çöle dönmüş, kavrulmuş toprak, yanmış ağaç iskeletleri ve yaban otları. Ne bir işaret var düşümde ne bir yol ne de ses. İşte ordasın karanlığın ortasında, yüzünü zamana dayamış boşluğa bakıyorsun. Bir yol arıyorsun belki de yürünecek, bu karanlıktan çıkılacak bir yol. Karanlıktan acı duyuyorsak neden zamana ihtiyacımız var. Şimdi… Halen şimdi… Hemen şimdi… Hangi zaman karşı koyar bize. Düşlerimizin yol göstericiliğine boyun eğip yürümeliyiz yorgun adam… Karanlığında şimdi. Anlaşılır olmaya başlıyor karanlık, düşlerimin bana ihtiyacı olmadığının bir göstergesi sanki. Onlara ihtiyacım varken beni terk etmeleri ne tuhaf. Bu karanlık benim gerçekliğim deniz kokan… Yüzleşemediğim. Neden düşünmeyi bırakamıyorsun yorgun adam. Neden dinlemediğin, kulak kabartmadığın her şey sen farkına varmadan önce parçalanıyor. Neden kalacak daha iyi bir yeri bu karanlığın sonunda bulacağına inancın yok. Sen yorgun adam, eğer sen şanslıysan bu karanlığın sonunda kalacak daha iyi bir yerin olacak… Zamana hiç inanmadık deniz kokan, hep bir gözlemci gibi dışardan izledik onu ve bizi bir yerlere götüreceğini düşünmedik. Zaman mıydı bizi korkutan zamansızlık mı bilemedik. Korkuyorum deniz kokan, korkuyor ve sokuluyorum sana. Yürüyelim… Karanlık ve zamanın bize yol göstermesine izin verelim. Kolundayım işte, bütün sıcaklığını giydim üzerime. Hazırım adım atmaya, yürümeye. Şansımı yol belirlesin deniz kokan, karanlık zamanlarda kaybettiğim geçmişimle. Karanlık çöl sonsuz bir çıldırış gibi duruyor önümüzde. Gidecek hiçbir yol yok. Her yer, kuruyan bu toprak bir şeylere gebe bunu hissediyor ve beni rahatlatmasına izin veriyorum. Biliyorum yürüdükçe oluşacak bir yol ve değişecek bu düş. Güvenle sokuluyorum sana daha yakın, daha sıkı. Ayaklarımızı izliyorum ürkek ve çekingen duruyorlar toprağın üzerinde. İlk adımı sen atıyorsun, renk değiştiriyor toprak. Artıkça adımlarımızın sayısı daha bir belirgin oluyor yol, kenarında portakal ağaçları, menekşeler, yaseminler. Gerçek mi düş mü bilemiyoruz. Havada martı sesleri, rengârenk kelebekler. Koşmaya başlıyoruz sonra elele seke seke. Portakal ağaçlarına sıçrıyoruz, yaseminlere dokunuyoruz. Sıcak bir bahar oluyor içimiz… Coşkulu.
-Devam edecek- "
|
|
|
|
Tarih: 23.02.2008 Saat: 23:21 Gönderen: babazula
|
|
|
|

|
| |
Yazı Oylama |
Ortalama Puan: 4.84 Toplam Oy: 19

|
|
İlgili Konular
|
|
| | Bu yazıya yorum ekleyin. Yazarın kendini geliştirebilmesi için yorumunuza ihtiyacı olabilir.Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız. |
|
Re: Düslerin Deniz Kokusu-2 (Puan: 1) Gönderen: nymph Tarih: 24.02.2008 Saat: 00:04 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) http://sheepishsherry.blogcu.com/ | Öncelikle, gelecek olan diğer bölümleri sabırsızlıkla beklediğimi belirtmek isterim.Bazen neden bu kadar geç geliyor diğer kısımlar diye hayıflansam da senin "tüketilme-tüketme" konusunda ne kadar duyarlı olduğunu biliyorum.
İlk bölümden devamla okunmaya başlandığında bu yeni yazının da yazanın kendi ağzından devam edeceğini düşünürken deniz kokanın da onun ağzından konuşturulmasını gerçekten güzel buldum.Bunun yazıyı çok zenginleştirdiğini düşünüyorum.
Doğa saflıktır,berekettir.Karakterlerin de- bana göre- harika bir şekilde tasvir edilmiş bu doğada kendilerini bulmaları onların duygularının ve hissettiklerinin de ne kadar saf ve yoğun olduğunu gösteriyor olabilir.Portakal ağaçları,deniz,karanlıklar,çöller...Mitolojik efsane tadında bir yazı...Henüz devamı gelmeden bunu söyleyebiliyorum.
Ama sanırım noktalama ve imla konusunda biraz daha dikkat etmen gerekecek :) Sevgiyle kal... |
|
Re: Düslerin Deniz Kokusu-2 (Puan: 1) Gönderen: desist Tarih: 24.02.2008 Saat: 13:28 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | Umutsuzluğuna umut kata/bile/n, siyahını griden pembeye dönüştürmeyi başarabilen ikinci kişisini bulabilmiş birey için, yol aydınlıktır artık. Hele de kokusuyla, denizin özgürlüğünü getirenle!..
Emeğine, yüreğine sağlık sevgili mefi. Etkileyici dilinle yaşamı okumak, yine çok keyifli.
|
|
Re: Düslerin Deniz Kokusu-2 (Puan: 1) Gönderen: babazula Tarih: 24.02.2008 Saat: 13:50 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | Bahara doğru yürürken zaman, içinde bahar umudu olan bir yazı,deniz kokanın dillendirilmesi ve yansıması güzel olmuş.kalemine sağlık sevgili mefi... |
|
Re: Düslerin Deniz Kokusu-2 (Puan: 1) Gönderen: uttegae Tarih: 13.05.2008 Saat: 14:39 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | "Karanlıktan acı duyuyorsak neden zamana ihtiyacımız var " çok etkilendim yüreğinize sağlık mefi.. |
|
Re: Düslerin Deniz Kokusu-2 (Puan: 1) Gönderen: peasant Tarih: 27.05.2008 Saat: 00:02 (Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder) | | güzel paylaşımın için teşekürler..... |
|
|
|