şimdi yık kendini hayatın içine
alıcı gözlerinin alınganlığından
kur düşünün vaktini zaman sız
sana mekan sorun
sana vakit baş başlamak zamansız
yıkma kendini demiyorum yık kendini
sana düşme demiyorum düş ol kendine
zehirli topraklardan
yok çekirdeğin çekincesi
yalnızca yükseliyor yükselsin varsın
yüksünmeli tekliğin
ateş sel sinsin hüznün kokusu
çekirdek yabancılığı laf dinlemez
böyle tek başına oluşumu yalnız değil
evvelden ahirden hemen şimdi
koş sonsuza “o senindir senin” işte o sensin
kimse öğretemez sana bana ona çaresizliği
üstelik bile isteye güle cahiliz
yok yok olmuşken görecelik belirsizlikte
çürümek ten çekirdeğin derleniştir kokusu
aramak sormak sorgulamak
yok dur durak
kaşların alınmaktan çatışkısı
gülsün yaratmayı hayata yıkılmak tan
başlar elbet bir gün baştan başa
ayrılıktan buluşmaktır biriken gerçek
çekirdeğin iddiasında zarafet
ol sebep bu insan tortusu dur demek
binlerce tohum saçılır yoz toprağa
çürüyen tohumların giz gülmesi
son gelen tohumun topraktan yükselen çıt sesi
korkmaktan öğrendiğimiz çürüme cesareti
biz yıkımlarla öğrendik yükselmeyi gökyüzüne
ılgaz'ın acı yeşil gülmesi
kim bilebilir ki
böyle çürüyenin neyi çürüttüğünü
çürüyen çekirdeğinde yoktur aslında
bilinmek diye bir derdi
bizimki olsa olsa hüznün bildirisi
ah böyle diklikler yeşil işi
korkmak çürümek yıkılmak dediğinin
bizim kitabımızda vardır yeri
bizimkiler diyorum biz diyorum
yani bizden bir ben bil sen diyorum
bizim ki sadece dostluğun dileği
olgun başağın sararmaktan toprağa baş eğişi
Nemi Otçu
"