guleratas yazdı: "
ve sensizliğin korkusunun şerefine
bir şişe şarap
üç kadeh eşliğinde seninleydik
sen, ben ve hücrem
nemli karanlık
sarhoş ve yalnızdık
üstelik tenimde pas kokusu
hiç düşünmeden
her akşam seni yatağına yatırdım
dudaklarına bir tutam şehvet
uykuna huzur bıraktım
bir yıldır sabah kahveni şekersiz yaptım
yudum yudum tattım fincanının kıyısından
istedim ki, sabah mahmuru nefesine
dudak izim değsin,bir içimlik
hastalığına zarar verdim biliyorum
tatlı yasak demişti doktorların
sensiz bütün tatlarımı kaybettiğimin
önemi yoktu senin için
şekerim düşüyor
acıya dönüyor ağzım dilim
ter döküp, tuzsuz bir hayvan gibi
kaç gece titredim
dudaklarının her sabah ilk değdiği yer
sevgimdi
bilmeden içtin ağız tadımı
seninle yada sensiz
bütün tatlara susadım
ne şekeri ne tuzu kesme demişti doktorlarım
bir yıldır ne kaybettim ne kattım kendime
ne ben hesap tuttum ne tahlil sonuçlarım
ya sen ne yaptın?
yarım bıraktın sonbaharı
hiç bir yaprak düşmedi senden sonra
bahar dalında dondu, söz bitti
kalbimi öksüz bıraktın
gecelerimi hayalsiz
yoktun biliyordum
sesim sessizliğimde kaybolurken
içimde bir hayvan uyanıyordu
bedensizdin
tam orada saçların vardı
sadece saçlarına saklıyordum yüzümü
her tel, izini taşıyordum çıktığım sabahlara
tam orada günler ayların içinde kayboluyordu
tam bir yıl
günü seninle uyutup
geceyi seninle uyandırdım
ya sen ne yaptın?
her gün, bulutlar kirlensin diye
yeniden
defalarca
yeryüzünün yüzünde
güneşi yaktın
artık bensizsin
aklımdaki köpeği susturmak için
sadece bir şey istedim
benden sonra yüzünde
ay ve güneş birlikte uyansın
"