Edebiyat Felsefe Mitoloji Sosyoloji Sözlük Ekitap. Buraya Tıklayarak Sözceleme sizde katılabilirsiniz. Anlayan ve anlatmak isteyen, düsünen ve düsündürmek isteyen, öğrenen ve öğretmek isteyen herkesi sözceleme üye olmaya bekliyoruz... Çünkü bilgi paylasmayla başlar..  
 Kullanıcı:  Şifre:
 
 

  Lütfen Üye Olunuz.  Misafir : 5 - Üye : 0 - Online Üyeler :                               DUYURU : Server'larımızda yaşadığımız teknik bir arıza nedeniyle sitemiz uzunca bir süre kapalı kaldı. Bu durumdan dolayı sitemize ulaşamayan tüm üye ve ziyaretçilerimize gösterdikleri anlayış için teşekkür ederiz. Sözcelem Site Yönetimi.

 

 

Öykü: Kapıkulelik

ÖyküKuzuoglu yazdı: "
Ve işte o gün, bugündür dedi, tekrar titremeye başladı. Elindeki odun parçasını sallayarak." kalk lan Kapıkulelik" diye bağırdı.


Derin bir of çekti ,iyice sıkılmaya başlamıştı.Yaklaşık bir saatten beri aynı yerde duruyor,onu bekliyordu. Neydi bu başına gelenler gurbetellerde. Yanlış yaptım dedi kendi kendine, beş yıl çalıştıktan sonra dönmeliydim memlekete ,beş inek alır iyi kötü geçinir giderdim. Çoluk çocuğu getirmemeliydim buralara dedi .Elini alnına koydu bir sigara tellendirdi. Ama dönseydim tüm köylünün hayran kaldığı ve adını "Dursun Ali’nin Konağı" koydukları o konağı yaptıramazdım. Konak aklına gelincebir tuhaf oldu, köyünü evini çok özlediğini özenle bezenle yaptırdığı evinde doya doya oturamadığı için üzüldü. Yaptırdığı konak çocuklarının umurunda değildi. Hele oğlu Murat konağın farkında bile değildi .Tatile gelmeden hemen Almanya’ya geri dönmeyi düşünüyordu.
Şimdi de oğlu Murat’ı bekliyordu, Gençlik Yurdunun-Jugendheim-karşı tarafında .Bu sefer, onunla mutlaka konuşacak ikna edecekti .Onu büyütmüş emek vermiş bu yaşa getirmişti. Babasını bu kez de geri çevirmezdi herhalde. Yurt yöneticilerine görünmek istemiyordu. Gelip gide gide onları da usandırıyor ve sinirlendiriyordu. Ne kuralcı insanlar hiç acımaları yoktu. Türkiye’de olsa böyle olur muydu hiç! Ah gözünü sevdiğimin memleketi !
Uzaklardan oğlu Murat’ın okul arkadaşlarıyla yurda doğru geldiğini gördü. Heyecanlandı. Arkadaşları içinde en yakışıklısı ,uzun boylusu oydu. Daha on beş yaşındaydı ama daha büyük gösteriyordu .Kara kaşıyla, gözüyle, tipiyle, davranışlarıyla, Almanların tabiriyle tam “Kara kafalı Türk’tü” Ah akılsız kafam dedi, Dursun Ali. Bu kadar sinirlenmemeliydim. Şu yaban ellerde oğlumdan başka kimim var. Ellerim kırılaydı da dövmeseydim oğlumu .İki ay önce yaşadıkları dün gibi aklındaydı ve bir türlüde çıkmıyordu. Murat’ı içki ve sigara içerken yakalamıştı. Bir tanıdığı da Murat’ ta değişiklik var. Uyuşturucu mu kullanıyor demişti. Murat’ı öyle görünce ani bir refleksle Murat’a tekme tokat girmiş, ağzını burnunu dağıtmıştı. Alman Polis de, Murat’ı babasından almış yurda yerleştirmişti. Murat’ta sanki bu durumdan çok memnun olmuştu. Dursun Ali’nin Alman makamlarına yalvarıp yakarması fayda etmemiş; üstelik maaşından da önemli bir kesinti yapılmıştı. Dursun Ali’nin asıl zoruna giden, oğlunun kendisiyle konuşmamasıydı. Her defasında geri çevrilmişti. Bu sefer kesinlikle onunla konuşacağım, barışacağım, evimize dönecek, eskisi gibi mutlu yaşayacağız .Bir daha kesinlikle, ona elimi kaldırmayacağım, çevrede söylenenlere de inanmayacağım diyordu.
Murat, yurda doğru yaklaşıyordu, onunla konuşmanın tam sırasıydı. Murat’a doğru yaklaşmaya başladı. Murat’ta babasını görmüştü. Babasını görmezlikten gelerek hızla yurda doğru yürümeye başladı. Murat’a yumuşak sevecen bir sesle, küçükken çağırdığı ses tonuyla seslendi.
- Oğlum biraz konuşabilir miyiz?
Murat, arkasına döndü, babasına şöyle bir baktı. Dursun Ali bu bakıştan hem umutlandı, hem de adını bilmediği bir korkuya kapıldı. Gülümsedi, bebeğine kollarını açtı, yaklaşmadan onu bekledi, kollarına almak sevmek, okşamak, eskisi gibi şakalaşmak istiyordu. Şimdi arada bir soğuk duvar vardı. Bir süre bakıştılar...
.Uzun bir sessizlik oldu .Dursun Ali oğluna sarılmak için kendini zor tutuyordu.Tek oğluydu. İki kızı daha vardı ama oğlunun yeri başkaydı,soyunun devamıydı,her şeyi,Trabzon’ da ki köylerindeki konağı da, onun için yapmıştı. Gerçi Murat’ın umurunda değildi ya olsun!
Murat ‘ın yüz hatları birden değişti ve sertleşti.Elinin tersiyle babasına git işareti yaptı ve yurdun kapısından içeri girdi. Dursun Ali olduğu yerde dona kaldı sinirlenmekle ağlamak arasında yüzü kızardı. Boğazına bir şeyler düğümlendi.En çok zoruna gidende Alman görevlilerinin de aynen Murat'ın yaptığı gibi ellerinin tersini kullanmalarıydı. Demek ki tüm dillerde defol demek buydu!!!
Yurda doğru döndü ve oğlunun arkasından bir fısıltı şeklinde “oğlum sen Kapıkuleliksin” dedi.Gözünü seveyim memleketimin memleketim gibisi var mı!
Eşi Güllü ve kızları Ayşe’yle Zeynep babalarının yolunu bekliyorlardı.Ayşe on üç,Zeynep on bir yaşlarındaydı.Şimdi onlara ne diyecekti.Çoktan beri camiye de gitmiyordu.Herkes Murat’ı soruyor,kendilerine göre akıl yürütüyorlar,kimileride akıl veriyordu.Kimseyle karşılaşmak konuşmak istemiyordu.Zaten çoktan beri kendi kabuğuna çekilmişti.İşe gidiyor eve geliyor eskiden ara sıra gittiği Türk Kahvesine de uğramıyordu.
Eve girer girmez; Dursun Ali, var gücüyle bağırdı, sesinin en güçlü çıktığı yer burasıydı.”Hanım bizim oğlan Kapıkulelik”Evdekiler bunun ne anlama geldiğini, önemsemediler,kızlar babalarına üzüldüler,son iki ayda iyice zayıflamış.mutsuzluğu yüzüne vurmuştu. Babalarına soru sormaya çekiniyorlardı. İşlerin yolunda gitmediğini anlamak zor değildi.
Dursun Ali artık kendi kabuğuna çekilmiş.çevreyle ilişkisini kesmişti.Mecbur kalmadıkça kimseyle konuşmuyordu.Eşiyle kızlarıyla da küs gibiydi.Bir aydan beride yurdun kapısına gitmiyordu.İyice zayıflamış,sakal bırakmıştı.İştahı da kesilmişti.Sessizce oturuyor,gözlerini bir noktaya dikiyor,saatlerce öyle oturuyordu.Güllü ara sıra eşi Dursun Ali’ye yaklaşıyor, bir şeyler söylemek istiyor. gözlerinin içine bakıyor, yutkunuyor,sonrada vazgeçiyordu.
Eşine hak vermiyor da değildi.Adamcağız yıllarca çalışmıştı, didinmişti,ek işlere gitmişti.Köyümüze o güzel konağı dikmişti.Şimdi sevdiği eşi ve oğlu karşı karşıyaydı.Ne yapacağını bilmiyordu. Bir şeyler yapmam gerekli diye düşünüyordu.
Güllü kararını vermişti. Murat’ın sevdiği arkadaşı ve dayısıyla birlikte gidip Muratla görüşecekti.Murat dayısını çok severdi, Onu kıramazdı. Planı eşine anlattı. Dursun Ali başıyla onayladı.
Trabzon’dan gelen abisiyle ve Murat’ın en sevdiği arkadaşı Yaşarla Murat’a bir sürpriz yaptılar. Murat sevdiği üç insanı bir arada görünce neye uğradığını şaşırdı, hele sevgili dayısının da Türkiye’den kendisi için gelmiş olmasından büyük mutluluk duydu. Dayısına defalarca sarıldı. Dayısı otoriter,saygılı,herkes tarafından sevilen sevgi dolu bir insandı.Herkesin yüzünde güller açıyordu.Yaşar devamlı Murat’a göz kırpıyor gülümsüyordu..Annesi dayısının yanında hiç sesini çıkarmadan saygılı bir şekilde duruyor konuşmaları dinliyor,şakalara katıla katıla gülüyordu. Görüşme çok olumlu geçmişti. Murat dayısının her sözüne boyun eğmiş sesini çıkarmamıştı.Zaten yurttan da sıkılmış evi özlemişti.Babasının yaptıklarını unutamıyor Ona hala canı sıkılıyordu.Ama bu olanlar Ona bir ders olmuştur diye düşünüyor,bir daha kendisine bir şey yapamazdı.Görüşme iyi sonuç vermişti.
Murat’ın isteği ve Alman makamlarının onayıyla Murat evine dönmüştü.
Murat, annesi ve kız kardeşlerine eskisinden daha çok yakınlaşmıştı.Bu kısa ayrılık sanki sevgilerini daha çok güçlendirmişti.Babası ile arasında sessiz bir diyalog başlamıştı.Aralarında bir şeyler kırılmıştı.Babasının gülümseyen ve özlem dolu bakışlarına,soğuk bir bakışla cevap veriyordu.Babasına baktıkça yediği dayaklar aklına geliyordu.İçin içinde babasının düştüğü duruma gülüyordu.Kendini daha özgür ve güçlü hissediyordu artık.
Evde her şey artık yoluna giriyordu Murat’a göre.Bir keresinde sigara içerken babası görmüştü.Babasının yüzünde bir gülümseme olmuştu Evin çöpleri içinde bira kutularını görmüş, sesini çıkarmamıştı.Babam kuzu gibi oldu diyordu Murat.Bu durum çok hoşuna gidiyor.Ara sırada babasının tekrar delireceğini ve kendisini bu sefer bir iyi döveceğini düşünüyor.Bunun artık mümkün olmayacağını bildiği içinde çok mutlu oluyor. İyi ki şu Alman yasaları var diyordu.
Yaz tatili yaklaşıyordu.Tatil hazırlıklarına şimdiden başlamışlardı.Güllü, hediyelik için ucuzlukların peşinde şu dükkan senin bu dükkan benim dolaşıp duruyordu.
Murat okulda başarısızdı.İyice alkol almaya başlamıştı.Babası Onu çoğu kez sarhoş görüyor ama sesini çıkarmıyordu. Uyuşturucu haplara da alıştırmıştı arkadaşları O'nu.
Murat tatile Türkiye’ye gitmek istemiyordu. Türkiye’yi sıkıcı buluyordu.Dursun Ali oğlunu Türkiye’ye götürmenin planlarını yapıyor, Murat ne isterse yerine getiriyor, cep harçlığını fazla veriyordu.Saygısız davranışlarını görmezlikten geliyor, toplulukta devamlı Türkiye’yi öven sözler söylüyordu.Eşi Güllüye de Murat’ı ikna etme görevini vermişti. Güllü eşinin bu konuda bu kadar ısrar etmesini anlayamıyordu ama O da Murat’ı Türkiye’ye götürmek istiyordu. Nasıl olsa büyük arabaları vardı. Rahat rahat giderlerdi. Ve o gün geldi. Herkeste bir sevinç ve heyecan vardı. Murat ikna edilmişti ama Murat heyecansız ve gergindi. Her an vazgeçecek gibi duruyordu.Dursun Ali çok neşeli herkese gülümsüyor ,oğluyla eskisi gibi şakalaşıyordu.Murat’ın bu durum hoşuna gidiyor. İçinde anlamını bilmediği bir sıkıntı duyuyordu.
Yolculuk çok iyi geçiyordu. Dursun Ali, şarkılar türküler söylüyordu direksiyonun başında. Bir de beste yapmıştı. Bestenin nakaratlarında Kapıkule, Kapıkule diyordu.Babalarının bu durumu çocukları çok sevindiriyor Komik hareketleri hoşlarına gidiyordu. Babaları söyledikçe onlar el çırpıyordu. Murat ‘ta neşelenmişti.Babasının nakaratlarına eşlik etmeye başlamıştı. Güllü hanımın içinde bir sıkıntı vardı. Kazasız belasız memleketlerine varmak için durmadan dua ediyordu.
Kapıkule yazısını görünce hep birlikte alkışladılar.Gümrük işlemleri bekledikleri süreden daha kısa sürdü.Dursun Ali Kapıkule bestesini dilinde pelesenk yapmıştı.Çok mutlu görüyordu.
Kapıkule çıkışında büyük bir karpuz aldılar. Yollarına devam ettiler. Edirne çıkışında büyük bir parka çekti arabayı Dursun Ali. Hava çok sıcaktı. Henüz öğle olmamıştı.Hemen battaniyeleri serip üzerine oturdular. Dursun Ali karpuza vurdu bıçağı, karpuz çat diye ikiye ayrıldı. İştahla karpuzu bir solukta yediler.Herkes battaniyelerine uzanıp yol yorgunluğunu atmaya çalışıyordu. Dursun Ali ağaçlık alanı gezmeye çıkmıştı.Ağaçlık alandan kalın bir odun sopası aldı. Sopanın budaklarını bıçağıyla düzeltti. İşte o gün bugün dedi içinden.Arabanın yanına geldiğinde herkes uyukluyordu.Arabadaki pasaportların içinden Murat’ın pasaportunu aldı.
Ve işte o gün bugündür dedi tekrar,titremeye başladı. Elinde odun parçası “Kalk lan Kapıkulelik”diye var gücüyle bağırdı. Herkes korkudan yerlerinden fırlamasıyla Dursun Ali elindeki sopayı Murat’ın kafasına ,kollarına,bacaklarına hızlı hızlı vurmaya başladı.Güllü bağırıyor yapma ne olursun Dursun Ali diye, kızlar bağırıyor baba diye..Dursun Ali kimseyi duymuyor bir makine gibi Murat’a indiriyor sopayı.
Murat’ın ağzından burnundan kanlar fışkırmaya başlamıştı.Yığılıp kalmıştı.Güllü ve kızlar Murat’ın yanına koştular . Murat inliyordu. Yüzündeki kanları sildiler. Murat bu kadar dayağa iyi dayanmışa benziyordu. Fazla sesi çıkmamıştı.
Dursun Ali bir taşın üstüne oturmuş ,bir sigara yakmış derin derin çekiyordu ve hala soluk soluğaydı.Kızlarda korku içinde titriyorlar korkularından babalarına bakamıyorlardı.
Murat’ın pasaportunu eline aldı bir solukta parçalayıp Murat’ın üzerine attı. Ben boşuna Kapıkule bestesi yapmadım diye bağırdı. Seni ancak Kapıkule temizler, haydi bağırda Alman polisi seni kurtarsın bakayım “Kapıkulelik”.
Haydi toplanın gidiyoruz diye bağırdı Dursun Ali.Kızlar ağabeylerini kaldırmaya çalışırken Dursun Ali bağırdı:
O kalıyor. Siz binin çabuk diye bağırdı.Güllü yalvardı eşine,kızlar ağladı.Onlarda yalvardı babalarına. Babalarının bağırmasıyla bindiler arabaya. Güllü oğlundan ayrılmak istemiyordu. yanına oturdu ağlamaya başladı tekrar. Dursun Ali sinirle hanımını tuttuğu gibi arabaya attı ve gaza bastı,kızlarının ve eşinin hıçkırıkları arasında. Murat’ı yaralı pasaportsuz parkta bıraktılar.
Trabzon’a sabaha karşı ulaştılar.Güllü ve kızlar çok yorgun bitkin ve üzgündüler. Dursun Ali onların aksine neşelenmişti.
Tatilleri bitti ve tekrar Almanya’ya döndüler. Dursun Ali yanında Murat’tan bahsedilmesini yasaklamıştı.
Sıkıntılı bir yıl geçirdiler Muratsız olarak Almanya’da.Tekrar tatil hazırlıklarına başladılar.Güllü ve kızlar büyük merak ve heyecan içindeydiler.Murat’ı çok merak ediyorlardı ondan hiç haber alamamışlardı.Dursun Ali de çok merak ediyor fakat kimseye söyleyemiyor belli etmiyordu merakını.
Aynı yollardan geçip Kapıkule’ye, orda aynı parkta mola verdiler, bakındılar sağa sola sessizce ve Trabzon’un yolunu tuttular. Öğle üzeri köylerine vardılar.
Dursun Ali hemen köy kahvesine uğradı. O da oğlunu merak etmişti.Acaba oğlu köye gelmiş miydi.Kahvedekilerin hoş beşinden köylülerin davranışlarından bir durum olduğunu sezdi ve köylülere sordu:
· Oğlum buralara geldi mi?
Köylüler birbirlerine baktılar ve gülümsediler, her şeyi bildikler hallerinden belliydi.
- Senin “Kapıkulelik” aşağıda kamyonlara kum dolduruyor dediler koro halindeKoşar adım kum ocağına indi. Soluk soluğa kalmıştı, oğlunu gördü. Kamyonlara kum dolduruyordu. Görünmeden onu bir süre izledi. Boyu sanki daha uzamış,teni yanmış ,zayıflamıştı
Ayaklarıyla ses çıkararak yaklaştı. Murat sese yöneldi ve babasını gördü.Küreği bırakarak babasına yöneldi,ellerini öptü. Sarıldılar, hiçbir şey konuşmadan eve yöneldiler.Evde büyük bir mutluluk vardı.Herkesin neşesi yerine gelmişti.Dursun Ali Konağı ilk kez büyük bir anlam kazanmıştı. Konu komşuyla dolmuştu.Dursun Ali Köylülere büyük bir davet verdi..Murat artık babasının gözlerinin içine bakıyor. Bir dediğini ikiletmiyordu.
Köylüler Murat’ın adını “Kapıkulelik” koydular.Babası da ara sıra ne haber “Kapıkulelik” diye dalga geçiyordu. Murat bu duruma aldırmıyor mutlu görünüyordu.Yıllar sonra iyi bir tatil yaptılar ve mutlu bir şekilde hep birlikte Almanya’ya döndüler.Murat’ı
arkadaşları hoş geldin “Kapıkulelik” diye karşıladılar.
Almanya’da, babalar çocuklarını yola getirmek için, “Kapıkulelik yapma” veya davranış bozukluğuna girmiş gençler için:”Kapıkulelik olmuş” demeye başladılar.
"
 

  Tarih: 30.05.2008 Saat: 01:48 Gönderen: babazula

 
 
 İlgili Bağlantılar
· Konuda ara: Öykü
· Editör: babazula


En çok okunan Yazı: Öykü:
Sevgi mi?


 Yazı Oylama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu Yazıyı oylamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


 Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Öykü

Bu yazıya yorum ekleyin. Yazarın kendini geliştirebilmesi için yorumunuza ihtiyacı olabilir.
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 Site Menü

Sözcelem Felsefe Edebiyat

Sözcelem Felsefe Edebiyat Dergisi

Sözcelem Müzik

 ANASAYFA

 DERGİ

 MÜZİK

EDEBİYAT
FELSEFE
KÖŞE YAZARLARI
SÖZLÜK
E. MAKALELER
BLOG
KARANLIK ODA
KİTAPLIK
SÖZCELEM RADYO
ÜYELİK
İSTATİSTİKLER
SİTE HARİTASI
SİTEMİZİ ÖNERİN
EDEBİYAT-YAZI GÖNDER
BLOGUNA YAZI EKLE
FELSEFE-YAZI GÖNDER
TERİM EKLE
KİTAP TANITIMI EKLE

 Felsefe Notları
 Tüm Kategoriler
 BİRİKİM
 FELSEFE NOTLARI
 FELSEFEYE GİRİŞ
 FELSEFİ AKIMLAR
 FİLOZOFLAR
 HEGEL
 MARX
 OKUMA ODASI
 ORTAÇAĞDA FELSEFE
 PLATON
 PSİKOLOJİ
 TARİHSEL BELLEK
 YILMAZ ÖNER

 MAKALELER

NE NEDİR


 DENEME
 DENEME NEDİR

 ÖYKÜ
 ÖYKÜ

 DESTAN
 DESTAN NEDİR

 EDEBİYAT AKIMLARI
 KLASİZM NEDİR.
 GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
 NATURALİZM
 GERÇEKÇİLİK
 FÜTÜRİZM
 VAROLUŞÇULUK
 SİMGECİLİK


EDEBİYAT YAZILARI


 ROMAN
 ROMAN ÜZERİNE

 ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
 ELEŞTİRİ YAZILARI
 MODERNİZM-POSTMODERNİZM
 EDEBİYAT ve HAYAT
 MÜNEKKİT ( ELEŞTİRMEN) – AHMET HAŞİM

 ÖYKÜ
 ÖYKÜCÜLERİMİZ
 ÖYKÜNÜN YÜZYILI
 ÖYKÜ YAZMA TEKNİKLERİ

 ŞİİR
 Türk Şiirinin Tarihçesi


SOSYOLOJİ NOTLARI


 SOSYOLOJİK DÜŞÜNCE
  TOPLUM FELSEFESİNDEN SOSYOLOJİK DÜŞÜNCEYE
 EDEBİYAT ve SOSYOLOJİ




MAKALELER

 Son Yorumlanan Yazılar
· 1 PİNOKYONUN MUMU
· 2 YALNIZLIĞINI DA AL GİDERKEN
· 3 YALNIZLIĞINI DA AL GİDERKEN
· 4 PİNOKYONUN MUMU
· 5 KİMLİĞİMİN RENGİ
· 6 TARİH YIRTILACAK
· 7 TARİH YIRTILACAK
· 8 HAYATIMIN İÇİNDEN ÇIKILMAZ ANLARI
· 9 BİR MÜLTECİNİN SANDUKASI
· 10 Aramızda birşey var

 
Toplam E-Kitap: 56
Toplam Kategori: 7
Toplam İndirme: 3015

Yeni E-Kitap
· 1: Suç ve Ceza cilt-2
[Hit: 27]

· 2: Suç ve Ceza cilt-1
[Hit: 30]

· 3: DİRİLİŞ
[Hit: 29]

· 4: Değişim, Franz KAFKA
[Hit: 45]

· 5: Tırpan, Fakir BAYKURT
[Hit: 23]

· 6: Karın Altı Kardelen
[Hit: 36]

· 7: PAZARTESİ ÖYKÜLERİ
[Hit: 101]

· 8: değirmenden mektuplar
[Hit: 28]

· 9: JACK
[Hit: 29]

· 10: Gotha- Karl MARX
[Hit: 62]


Popüler E-Kitap
· 1: Pis Morugun Notları
[Hit: 403]

· 2: Felsefenin Baslangic ilkeleri
[Hit: 129]

· 3: DUVAR
[Hit: 116]

· 4: Arthur Schopenhauer
[Hit: 107]

· 5: Ömer HAYYAM
[Hit: 105]

· 6: Estatik, Betimleme, Din
[Hit: 104]

· 7: Kapital
[Hit: 102]

· 8: PAZARTESİ ÖYKÜLERİ
[Hit: 101]

· 9: Nietzsche-DECCAL
[Hit: 95]

· 10: Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm
[Hit: 89]


 SÖZCELEM FELSEFE-EDEBİYAT DERGİSİ

 KÖŞE YAZILARI
Yazı AdıYazarOkumaTarih
ÖYKÜ ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELERReha ÜLKÜ1412008-08-12
AK Parti’nin kapatılmamasıAtalay GİRGİN942008-08-12
[ Devamı... ]

 Üye Menüsü
Toplam Üye: 900
Aktif Üye: 0
Aktif Ziyaretçi: 5
Üye Adı
Şifre
          Yeni Üye KayıtYeni Üye Kayıt
          Şifremi UnuttumŞifremi Unuttum

 PANO
DUYURULAR   

Sadece Kaytl Kullanclar Giri �e De�lseniz �e Olun.

 KARANLIK ODA

Resim13
Resim13
  
lagrimas negras
lagrimas neg ...
  
1_1154_iXmYzBky1f
1_1154_iXmYz ...
  
saudek6
saudek6
  
saudek4
saudek4
  
akrobatlar
akrobatlar
  
1_1150_VHfoDhpRfi
1_1150_VHfoD ...
  
saudek1
saudek1
  
Resim07
Resim07
  
1_1147_lkHCOSuRg5
1_1147_lkHCO ...
  
1_1149_psCGjCKw3r
1_1149_psCGj ...
  
MRay6
MRay6
  
saudek3
saudek3
  
Resim12
Resim12
  
Resim01
Resim01
  
Resim14
Resim14
  
MRay7
MRay7
  
1_1163_SHcJEDnnAO
1_1163_SHcJE ...
  
MRay5
MRay5
  
Resim03
Resim03
  
MRay4
MRay4
  
1_1144_gu6MkbbrNf
1_1144_gu6Mk ...
  
MRay2
MRay2
  
MRay3
MRay3
  
1_1148_jho1zGXcHL
1_1148_jho1z ...
  



 KARANLIK ODA

1_1172_FocDvOaq9m
1_1172_FocDvOaq9m
  
1_1169_IVtagRqSAo
1_1169_IVtagRqSAo
  
1_1163_SHcJEDnnAO
1_1163_SHcJEDnnAO
  
1_1161_C8RxVmHqV0
1_1161_C8RxVmHqV0
  
1_1160_VGXB7YSWo8
1_1160_VGXB7YSWo8
  
1_1159_NXsH62i1Ia
1_1159_NXsH62i1Ia
  
1_1154_iXmYzBky1f
1_1154_iXmYzBky1f
  
1_1150_VHfoDhpRfi
1_1150_VHfoDhpRfi
  

Photo Gallery


   ANASAYFA EDEBİYAT FELSEFE ÜYE BLOG KARANLIK ODA İLETİŞİM

sözcelem©, 2006-2007 Site Yöneticisi : Mehmet İSTİF
KreatifAjans

Sözcelem'de yayınlanan bütün yazılar yazarlarına aittir.
Daha fazla bilgi için üyelik sözleşmesini okuyunuz