Edebiyat Felsefe Mitoloji Sosyoloji Sözlük Ekitap. Buraya Tıklayarak Sözceleme sizde katılabilirsiniz. Anlayan ve anlatmak isteyen, düsünen ve düsündürmek isteyen, öğrenen ve öğretmek isteyen herkesi sözceleme üye olmaya bekliyoruz... Çünkü bilgi paylasmayla başlar..  
 Kullanıcı:  Şifre:
 
 

  Lütfen Üye Olunuz.  Misafir : 3 - Üye : 0 - Online Üyeler :                               DUYURU : Server'larımızda yaşadığımız teknik bir arıza nedeniyle sitemiz uzunca bir süre kapalı kaldı. Bu durumdan dolayı sitemize ulaşamayan tüm üye ve ziyaretçilerimize gösterdikleri anlayış için teşekkür ederiz. Sözcelem Site Yönetimi.

 

 

Felsefe: 2300 yıllık yanılgı

FelsefeMatilla yazdı: "

İnsanlar dış dünyalarını nasıl algılarlar?



İsmet Berkan’ın 18 Mayıs 2008 tarihli Radikal gazetesindeki köşe yazısından öğrendim. Ünlü matematikçi ve mantıkçı Kurt Gödel 25 yaşından beri “Platoncu” imiş. Kurt Gödel’e göre Platoncu olmanın ne demek olduğunu da şöyle açıklıyor İsmet Berkan: Kurt Gödel “evren ve dünyanın bizim varlığımızdan ve sübjektif gözlemlerimizden  bağımsız olarak” var olduğunu düşünüyormuş. Dünyanın bizim sübjektif gözlemlerimizden bağımsız olarak var olmasının ne ifade ettiğini de yine İsmet Berkan’dan alıntılıyorum; “Mesela en basiti, biz insanlar aslında hiçbir şeyi İCAT etmiyoruz, yani olmayan bir şeyi yaratmıyoruz, sadece KEŞFEDİYORUZ. Veya şöyle devam edeyim: Ahlaki değerler, mesela iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki fark da bir gerçek, insan icadı değil, bu temel farklar kültürden kültüre değişen şeyler hiç değil.”  

Platon felsefe tarihinin en önemli düşünürlerinden birisidir. Bu gün kullandığımız pek çok kavramın da kâşifidir. Ancak ne var Platon’u anlamak için Platon’u ve Gödel’in Platon’culuğunu biraz açmak gerekir. Platon “evren ve dünyanın bizim varlığımızdan ve sübjektif gözlemlerimizden bağımsız olarak var” olduğunu iddia etmemiştir. Platon’un söylediği oldukça farklı bir şeydi. O bizim etrafımızı kuşatan gerçekliğin gerçeklik değil, asıl gerçeklik olan Tanrının idealarının yanılsamaları olduğunu ileri sürmüştür.

 

Platon’un ünlü “mağara” benzetmesi vardır. Platon insanları bir mağarada oturup sırtlarını mağaranın girişine dönerek dışarıdaki gerçekliğin mağara duvarına yansımalarını seyreden insanlara benzetir.  Güneşin ışığı mağara dışındaki var olan şeylere vurdukça onların gölgeleri de mağaranın duvarlarına yansır ve insanlar mağara duvarlarında gözlemleyebildiklerini gerçeklik olarak algılarlar. Oysa gerçeklik ne mağara duvarına yansıyan ne de mağaranın dışında var olanlardır. Görünen varlıklardan, ışıktan ve gölgeden oluşan bir yanılsamadır. Gerçeklik ise tanrının zihnindeki dünya ve evren ideasıdır. Platon’a göre tanrının örneğin bir “köpek” veya “at” ideası vardır ve gerçek köpek veya at da o ideadır. Mağaranın dışında yani bizim gözlemleyebildiğimiz köpek ve at da tanrının ideaların kötü birer kopyalardır. Kısacası Platon görünen, duyumsanan şeylerin gerçeklik olmadığını, gerçekliğin tanrının zihninde olduğunu dolayısıyla da gerçeği sadece tanrının bilebileceğini düşünür.

 

Platon’un mağara benzetmesi yanlış kurgulanmış bir benzetmedir ve o bence de çok önemli benzetmeyi yeniden kurgulamak gerekir. Evet, insanları mağarada oturan insanlara benzetebiliriz ancak onların dış gerçekliği gözleriyle değil kulaklarıyla duyumsadıklarını düşünmemiz gerekir. Çünkü insanlar kendilerini kuşatan evrensel gerçekliği bir ölçüde gözleriyle ama büyük ölçüde kulaklarıyla duyumsar ve ağırlıklı olarak duydukları doğrultusunda algılarlar. Örneğin biz dünyanın yuvarlak olduğunu hiç görmedik ama bunu biliriz. Peki, nereden biliriz? Biliriz, çünkü öyle duyduk, öyle öğrendik ve öyle de kavrar ve algılarız. Kısacası biz dünyayı zihnimizde nasıl kavramlaştırdıysak o şekilde algılarız. Bir örnek daha vermek gerekirse, milyonlarca insan ineğin kutsal bir hayvan olduğuna inanır, öyle düşünür, öyle kavrar ve ineği de o doğrultuda algılar. Peki neden? İnek gerçekten kutsal bir hayvan olduğu ve biz ineği kutsal bir hayvan olarak sübjektif de olsa gözlemlediğimiz için mi? Hayır, kutsallık gözlemlenemez ki. O insanlar ineği kutsal bir hayvan olarak algılarlar, çünkü onların kültürü ineği kutsal bir hayvan olarak kavramlaştırmış ve o kültürde yetişen insanlarda kültürleri tarafından ineği kutsal bir hayvan olarak algılayacak şekilde şartlanmış ve koşullanmışlardır. Devam edecek olursak, biz domuz etinin yenmesinin haram olduğunu nereden biliriz? Demokrasinin veya Laikliğin iyi birer fikir olduğunu nereden biliriz? Bütün bunları sübjektif de olsa gözlemlerimize dayandırdığımız için mi biliriz? Bu da imkânsız değil mi? Çünkü bütün bunları gerçekten gözlemleme zahmetine katlanmış olsaydık gerek demokrasi ve gerekse de laiklik uygulamalarının bu güne kadar hiç de faydalı sonuçlara neden olmadığını biliyor olurduk. AKP nin aldığı % 47 veya senelerdir ülkemizi geren laiklik, türban veya parti kapatma konularının demokrasinin ve laikliğin iyi birer ürünü olduğunu her halde kimse savunamaz.

 

Kısacası biz insanlar Platon’un benzetmesine sadık kalacak olursak gerçekten de mağarada oturan insanlardan farklı değiliz ve dünyayı mağara girişinde duran ve bize dışarıdaki gerçekliği anlatan adamın söylediklerine bakarak algılarız. Aslında buradaki asıl sorun bizim duyduklarımıza bakarak dünyayı ve evreni algılamamız ve anlamız da değildir. Asıl sorun mağarada oturan insanların hepsinin de dünyayı birbirlerinden farklı şekillerde algılamaları ve anlamalarıdır. Bu nedenle de mağarada oturan bizler birbirimizle de pek anlaşamayız. Bu da bizim mağarada otururken farklı insanların seslerine kulak veriyor olmamızdan kaynaklanmaktadır. Daha doğrusu evet biz bir mağarada oturup dışarıdan gelen sese kulak vererek dünyayı algılıyor ve anlıyoruz ama hepimiz aynı mağarada oturmuyoruz. Aksine hepimizin mağarası ayrı ve kişiye özel. Tabi herkesin mağarası ayrı olunca her birimizin mağara girişinde durup bize dış gerçekliği anlatan adam da ayrı oluyor ve bu da bizim dış gerçekliği farklı şekillerde algılamamızı sanırım yeterince açıklıyordur.

 

Netice olarak mağara benzetmesinin yanlış kurgulanmış olması nedeniyle dünyayı ve evreni bu güne kadar gerçekçi bir şekilde algılayamadığımız doğrudur. Platon’a inandık ve gerçekliğin tanrının ideası olduğunu ve bu gerçekliği de ancak tanrının bilebileceğini düşündük. Oysa artık biliyoruz ki gerçeklik belki tanrının zihnindedir ama kesinlikle mağara girişinde durup bize dünyayı anlatan adamın söyledikleri değildir. Gerçeklik mağaralarımızın dışında var olan duyumsanabilen, gözlemlenebilen, karşılaştırılabilen, ölçülebilen, tartılabilen var oluşun kendisidir. Üstelik icat edilmeyi değil, sadece ve sadece pozitif bilimler tarafından keşfedilmeyi bekliyor. Bütün mesele bizim mağaralarımızdan çıkıp gerçekliğin kendisi ile yüz yüze gelmeye hazır olup olmamamızdır. Ha, mağara kapısındaki adam ne mi olacak? Boş verin onu. O da en az kral kadar çıplaktır ve mağaradan dışarı adımını bile atamaz. Onu görmezden gelin ve dışarı çıkın. Dışarıda hayat var…

"
 

  Tarih: 06.06.2008 Saat: 21:23 Gönderen: mehmet

 
 
 İlgili Bağlantılar
· Konuda ara: Felsefe
· Editör: mehmet


En çok okunan Yazı: Felsefe:
Sokratesten Platona


 Yazı Oylama
Ortalama Puan: 4.25
Toplam Oy: 4


Lütfen bu Yazıyı oylamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


 Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa


İlgili Konular

Felsefe

Bu yazıya yorum ekleyin. Yazarın kendini geliştirebilmesi için yorumunuza ihtiyacı olabilir.
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 Site Menü

Sözcelem Felsefe Edebiyat

Sözcelem Felsefe Edebiyat Dergisi

Sözcelem Müzik

 ANASAYFA

 DERGİ

 MÜZİK

EDEBİYAT
FELSEFE
KÖŞE YAZARLARI
SÖZLÜK
E. MAKALELER
BLOG
KARANLIK ODA
KİTAPLIK
SÖZCELEM RADYO
ÜYELİK
İSTATİSTİKLER
SİTE HARİTASI
SİTEMİZİ ÖNERİN
EDEBİYAT-YAZI GÖNDER
BLOGUNA YAZI EKLE
FELSEFE-YAZI GÖNDER
TERİM EKLE
KİTAP TANITIMI EKLE

 Felsefe Notları
 Tüm Kategoriler
 BİRİKİM
 FELSEFE NOTLARI
 FELSEFEYE GİRİŞ
 FELSEFİ AKIMLAR
 FİLOZOFLAR
 HEGEL
 MARX
 OKUMA ODASI
 ORTAÇAĞDA FELSEFE
 PLATON
 PSİKOLOJİ
 TARİHSEL BELLEK
 YILMAZ ÖNER

 MAKALELER

NE NEDİR


 DENEME
 DENEME NEDİR

 ÖYKÜ
 ÖYKÜ

 DESTAN
 DESTAN NEDİR

 EDEBİYAT AKIMLARI
 KLASİZM NEDİR.
 GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
 NATURALİZM
 GERÇEKÇİLİK
 FÜTÜRİZM
 VAROLUŞÇULUK
 SİMGECİLİK


EDEBİYAT YAZILARI


 ROMAN
 ROMAN ÜZERİNE

 ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
 ELEŞTİRİ YAZILARI
 MODERNİZM-POSTMODERNİZM
 EDEBİYAT ve HAYAT
 MÜNEKKİT ( ELEŞTİRMEN) – AHMET HAŞİM

 ÖYKÜ
 ÖYKÜCÜLERİMİZ
 ÖYKÜNÜN YÜZYILI
 ÖYKÜ YAZMA TEKNİKLERİ

 ŞİİR
 Türk Şiirinin Tarihçesi


SOSYOLOJİ NOTLARI


 SOSYOLOJİK DÜŞÜNCE
  TOPLUM FELSEFESİNDEN SOSYOLOJİK DÜŞÜNCEYE
 EDEBİYAT ve SOSYOLOJİ




MAKALELER

 Son Yorumlanan Yazılar
· 1 PİNOKYONUN MUMU
· 2 YALNIZLIĞINI DA AL GİDERKEN
· 3 YALNIZLIĞINI DA AL GİDERKEN
· 4 PİNOKYONUN MUMU
· 5 KİMLİĞİMİN RENGİ
· 6 TARİH YIRTILACAK
· 7 TARİH YIRTILACAK
· 8 HAYATIMIN İÇİNDEN ÇIKILMAZ ANLARI
· 9 BİR MÜLTECİNİN SANDUKASI
· 10 Aramızda birşey var

 
Toplam E-Kitap: 56
Toplam Kategori: 7
Toplam İndirme: 3015

Yeni E-Kitap
· 1: Suç ve Ceza cilt-2
[Hit: 27]

· 2: Suç ve Ceza cilt-1
[Hit: 30]

· 3: DİRİLİŞ
[Hit: 29]

· 4: Değişim, Franz KAFKA
[Hit: 45]

· 5: Tırpan, Fakir BAYKURT
[Hit: 23]

· 6: Karın Altı Kardelen
[Hit: 36]

· 7: PAZARTESİ ÖYKÜLERİ
[Hit: 101]

· 8: değirmenden mektuplar
[Hit: 28]

· 9: JACK
[Hit: 29]

· 10: Gotha- Karl MARX
[Hit: 62]


Popüler E-Kitap
· 1: Pis Morugun Notları
[Hit: 403]

· 2: Felsefenin Baslangic ilkeleri
[Hit: 129]

· 3: DUVAR
[Hit: 116]

· 4: Arthur Schopenhauer
[Hit: 107]

· 5: Ömer HAYYAM
[Hit: 105]

· 6: Estatik, Betimleme, Din
[Hit: 104]

· 7: Kapital
[Hit: 102]

· 8: PAZARTESİ ÖYKÜLERİ
[Hit: 101]

· 9: Nietzsche-DECCAL
[Hit: 95]

· 10: Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm
[Hit: 89]


 SÖZCELEM FELSEFE-EDEBİYAT DERGİSİ

 KÖŞE YAZILARI
Yazı AdıYazarOkumaTarih
ÖYKÜ ÜZERİNE ÇEŞİTLEMELERReha ÜLKÜ1412008-08-12
AK Parti’nin kapatılmamasıAtalay GİRGİN942008-08-12
[ Devamı... ]

 Üye Menüsü
Toplam Üye: 900
Aktif Üye: 0
Aktif Ziyaretçi: 3
Üye Adı
Şifre
          Yeni Üye KayıtYeni Üye Kayıt
          Şifremi UnuttumŞifremi Unuttum

 PANO
DUYURULAR   

Sadece Kaytl Kullanclar Giri �e De�lseniz �e Olun.

 KARANLIK ODA

Saudek1982_113
Saudek1982_1 ...
  
Resim11
Resim11
  
dugun
dugun
  
1_1159_NXsH62i1Ia
1_1159_NXsH6 ...
  
MRay10
MRay10
  
1_1144_gu6MkbbrNf
1_1144_gu6Mk ...
  
MRay9
MRay9
  
1_1154_iXmYzBky1f
1_1154_iXmYz ...
  
gundelikci_kadinlar
gundelikci_k ...
  
1_1169_IVtagRqSAo
1_1169_IVtag ...
  
saudek3
saudek3
  
Resim03
Resim03
  
Resim06
Resim06
  
saudek4
saudek4
  
MRay8
MRay8
  
saudek6
saudek6
  
1_1161_C8RxVmHqV0
1_1161_C8RxV ...
  
Resim09
Resim09
  
Resim13
Resim13
  
Resim04
Resim04
  
MRay1
MRay1
  
MRay6
MRay6
  
mahcup_kutlama
mahcup_kutla ...
  
MRay4
MRay4
  
1_1149_psCGjCKw3r
1_1149_psCGj ...
  



 KARANLIK ODA

1_1172_FocDvOaq9m
1_1172_FocDvOaq9m
  
1_1169_IVtagRqSAo
1_1169_IVtagRqSAo
  
1_1163_SHcJEDnnAO
1_1163_SHcJEDnnAO
  
1_1161_C8RxVmHqV0
1_1161_C8RxVmHqV0
  
1_1160_VGXB7YSWo8
1_1160_VGXB7YSWo8
  
1_1159_NXsH62i1Ia
1_1159_NXsH62i1Ia
  
1_1154_iXmYzBky1f
1_1154_iXmYzBky1f
  
1_1150_VHfoDhpRfi
1_1150_VHfoDhpRfi
  

Photo Gallery


   ANASAYFA EDEBİYAT FELSEFE ÜYE BLOG KARANLIK ODA İLETİŞİM

sözcelem©, 2006-2007 Site Yöneticisi : Mehmet İSTİF
KreatifAjans

Sözcelem'de yayınlanan bütün yazılar yazarlarına aittir.
Daha fazla bilgi için üyelik sözleşmesini okuyunuz